Just Cause 2
Yazar: admin | Kategori: Genel, Oyun Demoları, Oyun Haberleri, Oyun Hileleri, Oyun Yamaları, PC Oyunları
İçinde hapsolduğumuz odalar kaldırıldı. Sokağa çıktığımızda etrafımızı perdeleyen duvarlar, gördüğümüz halde kullanamadığımız araçlar birer birer yok oldu. Hatta öyle bir hale geldik ki, uçmak bile mümkün oldu. Bunca imkâna sahipken, hareketsiz kalmak doğru olmazdı. Adaletin sahipsiz bir köle olarak esir tutulduğu yerler bulunmalı ve gereken her şey yapılmalıydı. Gerçek veya sanal dünya olsun, eğer adalet duygunuz varsa, bunu gerçekleştirmek için yapabileceğiniz şeyler de var demektir.
Açık dünya (Open World) olarak tasarlanan oyunların en büyük özelliğini, kullanıcılara tamamen özgürlükçü bir oynanış sunabilmesi ve bu sayede var olan senaryo modunu, kişinin belirlediği seçimler ve attığı adımlar doğrultusunda sonuca kavuşturması olarak gösterebiliriz. GTA’daki suç dolu sokakları bir kenara bırakın, eski zamanlarda kalmış çete hesaplaşmalarını da! Şimdi kendimiz için değil, insanlar için bir şeyler yapma vakti. Just Cause 2, olmaması gereken bir yönetimi yok etmek için geliyor. İlk oyunun ardından boş durmayan Avalanche stüdyosu, yeni bir devam oyunu için kolları sıvadı ve çıkış için gözünü önümüzdeki yıla dikti. Hem PC kullanıcıları, hem de konsol sahipleri, en zalim yönetim şekli olan diktatörlüğü yok etmek için dünyanın bir diğer ucuna doğru yola koyulmak üzere.
Sıkı yönetimi gevşetme vaktidir
Just Cause 2′de özel ajan Rico Rodriguez’i yöneteceğiz. Yeni operasyonlar, hayali olarak tasarlanan Güneydoğu Asya’da bulunan Panau adasında gerçekleşecek. Tropik bir iklimi bulunan bu ada, sık ormanlar, kızgın kumlarla kaplı sahiller ve amansız dağlarla çevrili bir yer. Söylediklerim, sıradan birer özellik olarak anlaşılmasın, zira yapımcılar 400 kare mil büyüklüğünde bir harita tasarlıyor. Oldukça büyük bir hareket alanına sahip olacağımız belli. Peki neden bu adaya gitmemiz gerek, amacımız ne? Panau adası, bir diktatör tarafından yönetiliyor ve bizim de onun saltanatına son vermemiz gerekli. Bunu yapabilmek için önce gizli operasyonlar yapmalı, ardında da insanları yavaş yavaş bir araya getirerek karşı bir oluşum hazırlamalıyız.

Yeni oyunla birlikte kullanabileceğimiz yeni silahlar, araçlar ve ekipmanlar olacak. Bir çatışma esnasında zor durumda kaldığınızda, kendinizi uçurumdan atabilir ve açtığınız paraşüt sayesinde boşlukta süzülebilirsiniz. Diğer bir örnek olarak, gizli hareket etmeniz gerektiğinde nöbetçi kulelerindeki askerlere kanca takabilir ve kendinize doğru çekerek işlerini bitirebilirsiniz. Özellikle bu ekipman, oyun boyunca çok işimize yarayacak. Yeni silahlarımız da saldırı gücümüze artı yönde etki edecek. Lazerle kontrol edilebilen roket, uzaktan kumandalı C4 patlayıcısı, bir bomba atar ve Minigun gibi silahları kullanabileceğiz.
Tabii ki tüm görevler boyunca yaya olarak ilerlemeyeceğiz, kullanabileceğimiz araçlar olacak. Spor arabalardan, Atv’lere kadar geniş bir yelpaze bulunacak ve çevredeki fiziksel tepkilere göre araç kullanma alışkanlığımızı belirleyeceğiz. Şöyle ki, eğer engebeli bir arazide bulunuyorsak ve spor araba kullanarak ilerlemeye çalışırsak, verimli bir ilerleyiş sağlayamayacağız. Engebeler nedeniyle araç sürekli savrulacak ve hasar almaya başlayacak. Belki de bu sebeple düşmanlardan kaçamayacak ve başarısız olacağız. Düz yolda kullandığımızda ise, iyi bir performans verecek. Engebeli araziler için de Atv ve cip gibi araçlar imdadımıza yetişecek. Hatta Jumbo Jet’ten de söz ediliyor.

Senaryo modunu kısa bir süre kenara bırakmak isterseniz, Panau adasını keşfe çıkabileceksiniz. Yan görevler yaparak ekstradan gelir sahibi de olunabilecek. Karaborsa silah ticaretini ve silahlarda geliştirmeler yapılabildiğini de ekleyelim. Para gerçekten önemli. Yapımda, ilk Just Cause’da bulunan Avalanche grafik motorunun 2.0 versiyonu kullanılıyor. Doğal olarak daha iyi görsellerle karşılaşmamız olası. Ek olarak yükleme ekranı da olmayacak. Yetkililerin teknik olarak tek çalışması grafikler değil, yapay zekâyı da unutmamak gerekli. Bu kez daha zeki düşmanlarla karşılaşacağız. Çevredeki nesnelerin arkasına saklanacak, nasıl saldırmak isteyeceklerine karar verecek ve etraftaki fiziksel tepkilere göre yer değiştirecekler. Avalanche firması, iyi bir sonucun oluşması için yapay zekâ motorunu baştan yazmış.
Senaryo modu ve yan görevleriyle birlikte bize uzun bir oynanış süresi vaat eden Just Cause 2′de çoklu oyuncu desteği bulunmayacak. Yapım, PC, PS3 ve X360 için mart ayında raflarda olacak.
Crash Time III
Yazar: admin | Kategori: Genel, Oyun Demoları, Oyun Haberleri, Oyun Hileleri, Oyun Yamaları, PC Oyunları
Azılı suçluların peşinde son sürat
Alarm für Cobra 11 – Die Autobahnpolizei (Alarm for Cobra 11 – The Motorway Police), Almanların uzun soluklu dizilerinden biri. Ülkemizde de Kobra Takibi adıyla yayınlanan dizi, 1996’da başladı ve 15. sezona kadar geldi. Dizinin başından beri başrolde de Erdoğan Atalay oynuyor. Yanındaki partneri birçok kere değişti, ben bile hatırlamıyorum kaç kere değiştiğini. Böylesi adrenalin ve hız dolu olan, uzun süredir de devam eden bir dizinin oyununun yapılması da kaçınılmazdı. Alarm für Cobra 11’in oyunu Crash Time, üçüncüsüyle raflardaki yerini aldı.
Hız ve büyük kovalamaca
Serinin adı aslında gene diziyle aynı, ancak Amerika’da ve İngiltere ile diğer Avrupa ülkelerinde Crash Time ismiyle biliniyor. Crash Time 3′e giriş yaptığımızda kendimize bir profil oluşturuyoruz. Bundan sonra karşımıza Career, Single Race, Split Screen, ayarlar ve istatistikleri gösteren başlıklar çıkıyor. Kariyere girdiğimizde polis merkezine gitmemiz gerekiyor. Bu sırada oyunla ilgili bilgiler veriliyor, kısaca eğitim kısmı. İsterseniz F’ye basarak gerekli detayların anlatıldığı menüye de ulaşabilirsiniz.
Kobra ekibini yönettiğimiz Crash Time 3’te, aynı dizideki gibi suçluların peşine düşüp, bol bol hız yapıyoruz. Patrol yani devriyeye çıkabilir veya Cases’ta ise olaylara müdahale edebilirsiniz. Patrol’de en başta şehir ve otobanın ilk kısımları açık. Görevleri yaptıkça kilitli olan yerler ve araçlar açılıyor. İster devriye, ister vuku bulan hadiseler olsun her daim hız ve kazalar ön planda. Genelde görevler belli bir zamanda bir yere gitmek, araç takibi, kovalamaca oluyor. İsterseniz görevleri reddedip, kafanıza göre şehirde tur atabilirsiniz. Böyle zamanlarda yan görev misali gereğinden fazla hızlı giden araçlar karşınıza çıkabiliyor, bir anda kendinizi kovalamaca içinde bulabilirsiniz. Kovaladığımız araçları ise sirenleri yakıp kenara çekmek, eğer durmazsa çarpmak, olmadı önüne geçip yolunu kesmek gerekebiliyor. Bu atraksiyonların geçerli olması için dört saniye beklemeniz gerek. Yapımda 70’ten fazla görev var. Seride bir ilk olarak gece görevleri yer alıyor.

Crash Time 3, araç bakımından tatminkar. 40’tan fazla çeşit var ki, polis arabalarından, itfaiyeye kadar… Altımızda bu kadar araç varken, hız en yükseğe tırmanmışken, hız yapabileceğimiz yollar lazım. 32 km karelik bir alanda, 200 kilometreden daha fazla şehir sokakları ve otoban bulunuyor. Gece veya gündüz yollarda direksiyon sallayabilirsiniz.
Gazı kesme!
Yapımın asıl durak noktası hız ve kazalar diye belirtmiştim. Etraftaki araçlara çarpabilir, çevredeki bir kısım nesneleri yıkabilirsiniz. Kaza yaptığınızda da bu durum Replay ediliyor. Kazalar kütük gibi değil, fizik efektleri devreye giriyor. Özellikle altımızdaki aracın hasar alması, orasının burasının dağılması güzel. Crash Time arcade türünde. Aracınız havada takla atıp, yolda balerin gibi dönse bile, yine dört tekerlek üstüne düştüğünüzde son gazla devam ediyorsunuz. Bazen tekerleğiniz de çıkabilir, ama kendi kendine tamir oluyor. Çarptığınız bir araç parçalanıp, patlayabilirken; sizin arabanızın ise sadece ön kısmının dağılması gibi ilginç enstantaneler yaşabilirsiniz.
Grafikler açısından oyun kendi çapında yeter. Kobra ekibinin kullandığı araçlar veya kovaladığınız hedefler biraz daha detaylı duruyor. Amma velakin bazı çevre kaplamaları, trafikteki diğer arabalar basit kalabiliyor. Blur etkisi göze hoş gözükse de, efektler pek iyi sayılmaz. Çarptığınız bir araç patladığında oluşan alevler yapay duruyor. Sesler ise ne iyi ne kötü. Müzikler ise hız dolu bir oyun için gümbür gümbür. Kariyer dışında Single Race’te yarışlara katılabilir veya dört kişiye kadar Split Screen oynayabilirsiniz. Kısaca Crash Time 3, hızı ve temposuyla kendini bir süre oynatmayı başarıyor.
Alone in The Dark
Yazar: admin | Kategori: Genel, Oyun Demoları, Oyun Haberleri, Oyun Hileleri, Oyun Yamaları, PC Oyunları
Alone in the Dark 1992 yılında Infogrames tarafından üretilen bir korku-macera oyunudur. PC, Mac OS, 3DO, RISC OS platformunda sunulan oyun ilk oyunlardan biridir2008 yılında piyasa çıkan bu muhteşem heyecan verici macerayı kaçırmak istemeyeen oyun severler için EA nın sunduğu bu oyunun mükemmel oluşu,oyunda verdiği korku dolu dakikalari çin 18+ yaş üstü için hazırlanıp tasarıma konulmuştur..
Counter Strike sxe Hileleri İndir
Yazar: admin | Kategori: Genel, Oyun Demoları, Oyun Haberleri, Oyun Hileleri, Oyun Yamaları, PC Oyunları
Counter Strike sxe kırıcı bir program Counter 1,6 için geliştirilmiş bir program kurulumu çok basit olup anlatımı zip dosyasının içerisinde yer almaktadır.
Counter Strike SXE Hilesi Download
NBA 2K10
Yazar: admin | Kategori: Genel, Oyun Demoları, Oyun Haberleri, Oyun Hileleri, Oyun Yamaları, PC Oyunları
NBA’de 2009/2010 sezonun başlamasıyla birlikte basketbol tutkunları özledikleri yıldızlarla hasret giderdiler. 2K serisinin son oyununu iple çekenler için de bekleyiş sona erdi. Basketbol ve oyun severler, müjdemi isterim; 2K bu sezona da bomba gibi giriyor…
Geçen yıl PC’ye ilk defa, 2K9 ile çıkan seri, 2K Sports’un bilgisayar oyuncuları tarafından bol bol dua almasını sağlamıştı. Standartları altüst eden oyun, doğal olarak bu senenin beklenti çıtasını oldukça yukarılara taşıdı. Serinin 10. yıl dönümünde, kapak için geçen sene ‘Finallerin en değerli oyuncusu’ olan Kobe Bryant’la anlaşan firma, beklentilerimizi daha da tahrik etti. Beklediğimize, övdüğümüze, sevdiğimize değdi mi, işte Kobe, işte NBA 2K10.
Daha oyuna ilk adımınızda NBA atmosferi sizi içine alıyor, bir spikerin maç esnasında Kobe’nin son saniye attığı basketi anlatması ve bunun eşliğinde ‘gaz’ bir parça ile karşılanıyorsunuz. O da ne, NBA’de oynanan maçların skorları ve günün maçları, nba.com ile ortak çalışıyor 2K10 anlaşılan. İsterseniz günün maçlarını güncel kadrolar ve takım içeriğiyle oynayabiliyor, bir önceki güne ait maçların istatistiklerini görebiliyorsunuz, basit ama hoş bir detay.

Yapımda bulunan müzikler geçen seneye göre çok daha kaliteli, Adam Tensta-‘My Cool’, Matisyahu-‘One Day’ gibi güzel parçaların yanında NBA’in olmazsa olmazı Kanye West ve Young Jeeyz’nin leziz parçası ‘It’s Amazing’i dinledikten sonra yerinde duramayacağınızı garanti ediyorum. Siz yerinizde duramazken menünün sizi bin bir zahmete sokması da muhtemel olaylar arasında. Kullanışsız ve konsol tuşlarına ayarlı olan menüler, kafanızı bir süre karıştırabilir. Göze çarpan değişikliklerle devam edelim, ‘My Player’ ve ‘Online’ sekmeleri menünün yeni üyeleri. Geçen seneden bildiğimiz ‘Blacktop’, ‘Season’, ‘Playoffs’ ve ‘The Association’ yerlerinde duruyor. 2K9’u bilmeyenler için biraz bahsedelim bu eski elemanlardan.
‘Blacktop’ modunda smaç ve üçlük yarışması, 1’e 1 veya 5’e 5 sokak basketbolu gibi seçenekler bulunuyor. ‘Season’da ise bir takım seçiyor ve NBA sezonuna katılıyorsunuz, ‘Playoffs’ sadece eleme mücadelesini içeriyor. ‘The Association’ da normal sezona göre daha çok detay bulunuyor, takımınızı seçtikten sonra görev dağılımı yapıyorsunuz. Kontrolü tamamen elinize alabilir veya asistanlarınıza bazı görevleri yükleyebilirsiniz. Oyuncularınızı takaslarda kullanabilir, kadronuza yeni oyuncular dahil edebilirsiniz. Sözleşmelere ve ‘Salary Cap’e dikkat etmeniz gerekiyor tabi. Takımınızın bütçesini aşmamanız ve gelecek senelere pay bırakmanız lazım.
Maçlardaki taktiksel kontrolü de otomatik sistemle paylaşabilirsiniz, molaları ve oyuncu değişikliklerini takım koçu yapabiliyor. Yorulan oyuncuları çıkarıyor veya rotasyona göre değişiklikler yapıyor. Eğer oyuncuları gereğinden fazla koşturursanız ki yeni koşu sistemine alışana kadar bu durumla karşılaşmanız an meselesi, koç rotasyondan sapmak zorunda kalıyor. Oyuncularınızı istediğiniz gibi oradan oraya koşturamayacaksınız artık, turbo bar buna engel getiriyor. Oyuncunun attığı depara bağlı olarak barda düşüş oluyor ve depar göstergesi bittiği zaman oyuncunuz yavaşlıyor, bu esnada hızlı koşmaya çalışırsanız genel enerji seviyesi hızla düşmeye başlıyor. Bu da depar seviyesini azaltıyor ve oyuncu daha az süreyle hızlı koşmak zorunda kalıyor. Oyuncularınızı doğru zamanlarda depara kaldırmalı ve sürekli top sürmek yerine pas trafiği oluşturmalısınız.
Gerçekçilik adına yapılan yenilikler turbo barla sınırlı değil, oyuncuların puanlarında da oldukça düşüş var. Özellikle geçen seneyi kötü geçiren yıldızlara hiç acımamış yapımcılar, geçen sene sakatlıklar nedeniyle yoklara oynayan T-Mac’in ‘rating’i 77’ye düşürülmüş mesela, 99’luk oyuncu ise artık yok. En yüksek puan Kobe’ye verilmiş ki şaşılacak bir durum yok açıkçası. Sadece puanlarda kalmamış düşüş, oyuncular artık daha insanımsı bir hale bürünmüşler. Herkesin arasına dalıp skor yapabilecek, olağanüstü smaç basabilecek, el üstünden zor pozisyonlarda şut sokabilecek oyuncu sayısı azalmış. Oyun biraz zorlaşsa da daha gerçekçi olmuş.
Özellikle yıldız oyuncuların hareketleri tıpkı gerçek haline uygun yapılmış. 2K9 incelemesinde bahsetmiştim Lebron’un tırnaklarını yeme olayından, bıraktığımız gibi her şey, Lebron hala tırnaklarını yiyor, ne zaman büyüyecek bu çocuk? Mesela Kobe Bryant önce post-up yapıp daha sonra geri çekilerek şutlar atıyor, tıpkı gerçekteki gibi. Gasol sırtına aldığı rakibini çabuk ayaklarıyla etkisiz hale getiriyor ve Dirk Nowitzki suratındaki ele rağmen ‘fade-away’ imzasını bırakıyor. Önceki oyunda şutlarınıza, turnikelerinize, hatta geri çekilerek attığınız toplara çok kolay blok geliyordu. Geri çekilerek en iyi şut sokan Kobe ile bile blok yiyorduk. Yao Ming uçan kaçanı tokatlıyordu aynı zamanda, boyundan ötürü. Gerçekte ise boyuna oranla çok da iyi bir blokçu değildir kendisi, aksine iyi blok yer. 2K10’da bu olaya da çözüm getirilmiş, bir oyuncuyu bloklamak, hele ki bir şutu bloklamak eskisi kadar kolay değil. Bir diğer sık karşılaşılan durum da ikili sıkıştırmalar sonucunda hava atışı düdüğünün gelmesiydi. Bu hata da giderilmiş, özellikle iyi oyuncular ikili sıkıştırmaya rağmen topu saklayabiliyor veya yakınındaki takım arkadaşına pas verebiliyor.

2K Sports bu sene dersine gerçekten iyi çalışmış, özellikle oyun yapısındaki hatalar büyük oranla düzeltilmiş. ‘Fake’ atma, ‘Goaltending’ ve ribauntlar elden geçirilmiş, top ayağa çarptığı zaman da oyun durduruluyor hakemler tarafından artık. Pas alışverişi konusunda hala aksaklıklar mevcut, pas aralarına girmek çok kolay. Ayrıca atağa kalkarken saçma sapan pas tercihleri yüzünden bir anda hızlı hücuma maruz kalabilirsiniz, siz yakınınızdaki oyuncuya pas atmak isterken bir anda en uçtaki oyuncuya gönderiveriyorsunuz, ne olduğunu anlamadan da sayıyı yiyorsunuz.
Hilesiz Oyun
Maçın son saniyeleri, skorlar eşit ve top sizde. Topu iyi kullanıyor ve rahat bir şut gönderiyorsunuz, ancak top girmiyor. Daha sonra rakip atağa kalkıyor, çok iyi savunma yapıyorsunuz ancak el üstünden giren şut nedeniyle maçı kaybediyorsunuz. Her ne kadar sinir bozucu olsa da gerçekte yaşanmayacak bir şey değil. Ancak bu sürekli olarak gerçekleşirse, normallikten çıkar ve sadece sinir bozucu olur. 2K9’un birçok oyuncuyu fıtık eden bir özelliğiydi bu. Kritik dakikalarda yapay zekanın olmayacak şutları sayı olur, sizin oyuncularınız bomboş turnike bile atamazdı. Ribauntları rakip alır veya topunuzu çalardı. Bunun adı hileydi düpedüz, yapay zekanın kullandığı bir hile.

2K10 bu tür hileleri de ortadan kaldırıyor, rakipleriniz de artık kritik dakikalarda şut kaçırabiliyor, her hücum ribaundunu el koymuyor ve basit hata yapabiliyor. Oyunun kolaylaştığını falan düşünmeyin sakın, sadece hileden arındığını ve daha gerçekçi bir hal aldığını söylemeye çalışıyorum. Çünkü yapay zeka oldukça geliştirilmiş, rakipleriniz çok iyi hücum varyasyonları uyguluyor, bazen ikili oyunlarla, bazen akıllı paslaşmalarla sonuca gidiyor. Özellikle güçlü bir takım ise rakibiniz, savunma yapmak yerine şiir gibi atakları anlamaya çalışıyorsunuz zaman zaman. Bunun yanında iyi savunma yapıyorlar ve potaya kolay kolay yaklaştırmıyorlar sizi.
Geliştirilmiş yapay zekaya karşı size de bir takım avantajlar sunuluyor oyunda. Hızlı ve iyi oyuncularla karşınızdaki oyuncuyu geçebiliyorsunuz artık, ayrıca ‘crossover’ ve ‘spin’ hareketleriyle de adam eksiltmek daha kolay. İyi top dolaştırarak da rakibinizi yorabilir, boş şut şansı yakalayabilirsiniz. 2K9’daki gibi her boş şutun girmediğini de söylemem gerekiyor, tıpkı gerçekteki gibi oyuncular bazen boş şutları kaçırabiliyorlar.
Görsel anlamda 2K9 oldukça iyi olmasına rağmen, yapımcılar bunun üstüne bir şeyler katmayı başarmış. Parke üzerindeki yansımalar çok daha iyi, oyuncuların fizik modellemelerindeki ufak tefek hatalar giderilmiş. Yüz çizimi konusunda hala yeterli değil oyun, kapakta olmasına rağmen Kobe’yi benzetebildiklerini söyleyemem geçen seneye göre daha iyi olsa da. Hala bir takım görsel hatalar var, ‘içinden geçme’ sorunu gibi, bir de Carlos Arroyo’nun yüzü beyaz fakat kolları siyah tene sahip, bu hata mı şaka mı çözemedim. Fakat bir yenilik var ki bu hataları örtbas edecek kapasitede, artık formalar sert bir cisim görüntüsünden uzak. Yapımcılar polyester liflerin nasıl madde olduğunu anlamışlar ve kumaşın hareket hissini oyuna yansıtmışlar. Şortların ve tişörtlerin hareket etmesi gerçekten çok hoş gözüküyor. Grafiklerin daha kaliteli hale gelmesiyle birlikte optimizasyon sorunu ortaya çıkmış maalesef. 2K9’u 58 ‘fps’ ortalamayla oynarken, 2K10’da 30 ‘fps’ üstünü göremedim.
Grafiklerin yanında seslerde de önemli adımlar atılmış, seyirciler kritik sayılarda, önemli bloklarda müthiş tepki veriyor. İstenmeyen düdüklerde hakeme tepki gösteriyor, rakip takım atak yaparken rahatsız edici uğultuya başvuruyor. 2K serisindeki seyircilerden bahsetmeye pek gerek yok zaten, oyundaki etkinlikleri takdire şayan. Rakip takım oyuncusu faul çizgisine geldiği zaman bile ellerindeki çubukları sallayarak dikkatini dağıtmaya çalışıyorlar. Kendinizi gerçek bir NBA maçında hissetmemeniz için hiçbir sebep yok anlayacağınız.
FIFA’da ‘Be a Pro’ ve PES’te ‘Become a Legend’ ile futbolculuk hevesini alanlar için 2K10 ‘My Player’ moduyla basketbol kariyeri sunuyor. Tıpkı yukarıda bahsettiğim modlar gibi burada da işe karakter oluşturma ekranıyla başlıyoruz. Pozisyon, boy ve kilo, surat tipi ve bunun gibi özellikleri belirliyorsunuz. Seçtiğiniz pozisyon ile boyunuz arasında uyum sağlamanız sizin için iyi olur, kısa bir oyuncuyla forvet pozisyonunda başarıyı yakalamak zor. Ayrıca oyun yapınıza göre oyun stilinize karar veriyorsunuz, skorer, üçlükçü gibi stiller var ve hangisini seçerseniz oyuncunuzun özellikleri ona göre şekilleniyor. Kariyerimizin daha başında olduğumuzdan karakterimiz, çok fazla yeteneğe sahip değil.

Herhangi bir takım tarafından yaz kampına çağrılıyoruz, burada deneme süreci başlıyor. Eğer beğenilirsek ki bu çok zor, takım sizi antrenman kampına dahil ediyor. Takım sizi istemezse başka takımların antrenman kampına katılabiliyorsunuz. Yine başarılı olamazsanız ‘D-League’ yani ‘NBA Development League’e doğru yol alıyorsunuz. Burada yeteri kadar gelişme gösterdikten sonra NBA takımları sizi denemeye alıyor tekrar. Başarlı olursanız ‘draft’ zamanını beklemeye başlıyorsunuz.
Anlattığıma bakarak ‘e çok kolaymış’ diyebilirsiniz, hiç de öyle değil. Oyuncunuzun yetenekleri kısıtlı olduğundan her istediğinizi sahaya yansıtamıyorsunuz öncelikle. Ayrıca gerçekçi olması için yapımcılar daha toy olan bu oyuncuların mücadele gücünü düşük tutmuş, yani rakipleriniz genelde sizden daha üstün olacaklar. Kendinizi geliştirmeniz için çok maça çıkmak ve antrenman yapmak zorundasınız. Maçlarda sergilediğiniz performans ile yetenek puanı kazanıyor ve bu puanlarla oyuncunuzu özelliklerini geliştirebiliyorsunuz. Ayrıca sınırlı sayıda bireysel çalışma hakkınız oluyor ve bu çalışmalarda başarılı olursanız yine yetenek puanı kazanıyorsunuz.

Maçlarda koçunuzun sizi beğenip beğenmediğini, işe yarar bir şeyler yapıp yapmadığınızı nasıl anlayacağınıza gelirsek, bunun için güzel bir sistem geliştirilmiş. Sol üst köşede bulunan harf sizin başarı notunuz, maç içinde yaptığınız olumlu veya olumsuz hareketler, o notun ne yönde değişeceğine karar veriyor. İyi pas tercihi, asist, ribaunt, top çalma, doğru pozisyon edinme ve buna benzer hareketler size (+) puan kazandırırken, top kaybı, kötü şut tercihi, yanlış yerde pas isteme, tuttuğunuz oyuncunun sayı atması hanenize (-) olarak geçecek. Ayrıca maçtan önce size bazı görevler veriliyor, %40 saha içi isabet oranı yakala, rakibi 10 sayının altında tut gibi. Bunları da yerine getirirseniz ekstra yetenek puanı kazanıyorsunuz.
‘My Player’ bölümünde de yapımcılar gerçekçiliği ön planda tutmuş, genç bir oyuncudan kahraman olması beklenemez, bu nedenle siz kariyerinizin başlarındayken kimse sizin maç kurtarmanızı umut etmeyecek. Sizden istenilen iki şey var; doğru oynamak ve takıma ayak uydurmak. Gereksiz yere şutlar atmak, oyuncunuzu zorlamak, takdir görmenizi sağlamaz aksine gözden düşürür sizi. Zaten ekranın sağ altında bulunan ‘Insider’ amcaya kulak verirseniz başarıyı yakalarsanız.
‘Online’ mod da, bir diğer yeni bölümü 2K’nın. Bu bölümde ‘Online’ liglere katılabiliyor veya kendi liginizi kendiniz oluşturabiliyorsunuz. Gerçek rakiplerle birlikte mücadele verip, kendi aranızda takaslar yapabiliyorsunuz. Ayrıca ‘Leaderboard’ sayesinde gerçek arenada kim daha çok maç kazanmış, kim daha çok puan kazanmış görebiliyorsunuz.
2K9’da bulunan hataların birçoğu giderilmiş ve oyunun kalitesini oldukça arttıran yenilikler eklenmiş. ‘Online’ oynayabilme ve liglere katılabilme imkanı, ‘My Player’ modu fazlasıyla vaktinizi alacak. Kontrol tuşlarını ayarlamadaki sıkıntılar, karışık ve kullanışsız menüler ve ufak tefek hatalar dışında bir eksiği bulunmayan yapım, yine grafikleriyle göz ziyafeti verecek. NBA’de sezon başladı, siz de kendi sezonunuza başlayın artık. Rahatlıkla söyleyebilirim ki, 2K Sports daha iyisini yapana kadar, en iyisi 2K10…